What the #$*! Do We Know!? (Suyun Hafızası Yalanı)

Ramtha Teyze

Önbilgi: Ev arkadaşımla, Felsefe Kulübünün yayınladığı Suyun Hafızası başlıklı videoyu eleştirdiğimiz için sayfadan atıldık. 1,5 milyona yakın üyesi olan sayfanın yöneticilerini kınıyoruz! Gerekçemiz aşağıda ayrıntısıyla yazmaktadır. Suyun hafızası ne bilim ne de felsefe tamamen uydurma bir din projesine dayanak teşkil eden bir safsatadır.

Belgesiz Belgeseller ve Ardından Gelenler

Yine diyeceksiniz ki bu nasıl başlık, yine çok agresifsin, bir doğru dürüst belgesel eleştirisi okuyamayacak mıyız, dünyaya ne bitmez tükenmez bir kinin varmış, sevgilin mi terk etti, evden mi kovuldun, kompleksli misin, hasta mısın, nesin, nedir bu rahatsızlığın? Evrene negatif sinyaller yayıyorsun hepimizin başını da yakacaksın!

Evet ben de tam bu konuya değinecektim. Geçenlerde bir belgesel seyredeyim dedim? İsmi What the #$*! Do We Know!? Türkçesi “Ne #$*! biliyoruz ki?” tercümesi “Ne halt biliyoruz ki?” İmdb notu: 5.3 (ki daha düşük olmalı)

Cevap: Hiçbir halt bilmiyoruz. (azıcık Sokrates seven böyle der) Ben de bu niyetle başlamıştım seyretmeye, başları güzledi görsel efektler, kuantum teorisi falan derken kuantum’u taneciklerden kişilere kadar çıkardı. Gerçekten kuantum’dan anlamıyorsanız söylenenler inandırıcı gelebilir; fakat buradaki küçük hatalar değildi asıl sorun…

Suyun hafızası hadisesi:

Aslında demek istedikleri suyun hafızası değil, suyun insan düşüncesine göre şekil değiştirebilmesi. Bir dakka! Bu çok şeyi demek. Hatta Higgs taneciğinin kadar gider. Tüm saflığımızla konunun aslına ulaşmak için araştırmaya başladık.

Tübitak sizce nasıl bir kurumdur? Tübitak Türkiye’nin en önemli bilimsel araştırma kurumudur. Daha berbat bir Türkiye için onu da siyasileştirmemiz gerekir, yayınladığı bunca kitap makale ve verdiği bursu çöpe atmak ne şahane olur.  Her neyse Tübitak’a sorulan soru ve kurumun verdiği cevap:

Suyun hafızası var mıdır? Varsa ne işe yarar? Konusu bu olan bir belgeselin sonuna yetişmiştim ve bir şey anlamamıştım. Açıklayabilir misiniz? (Ergün Geçgin)

Böyle bir iddia Nature dergisinde bir makale olarak Fransa’dan Prof.Benveniste’nin liderliğinde bir grup tarafından yayımlanmış, sonra da eleştiriler dolayısıyla geri çekilmişti. İddia homeopatik tıbbın (son derece düşük konsantrasyonlarda bile ilaçların ve kimyasal maddelerin esrarengiz tedavi edici etkileri olduğunu savunan, kanıtlanamamış yöntemler) bilimsel bir temeli olabileceği yönünde beklentileri destekler gibiydi, ama ispat edilemedi. Makalenin denetimden geçip Nature’da yayımlanması bugün küçük bir bilimsel skandal olarak hatırlanıyor.

Cihan Saçlıoğlu/TÜBİTAK

Bu da ekşideki eleştirel geyikler.

Yabancı kaynakların cevabı.

Özetle deney bilimsel metodlarla kanıtlanmamış. Türkçesi “yok böyle bişi!” 1988’de makale yayınlanıyor, ispatlanamayınca kıyamet kopuyor, sonra unutuluyor ve yeni boş kafalı İnternet neslinin aklını karıştırmak için tekrardan hortluyor ve bir belgesel bu makaleyi referans alarak 2004’te yeni bir dini anlayış gibi bize sunuluyor.

Diyelim ki ben inançlı bir hiristiyanım, gençlerin dinsiz halleri hoşuma gitmiyor. İnanmaya, olumlu düşünmeye yönlendiriren bir şeyler yapmalıyım ne yaparım? Bilinmeyen muğlak her şeyi toparlayıp kendimce yorumlayıp görsel efeklerle boyayıp, azıcık da seyircini gözünü boyayıp sunarım.

Eğer gerçekten kuantum ve benzeri konularda dünyadaki son durumu merak ediyor ve içinde Hiçbir dini tema istemiyorsanız önerim şudur. Elegant Universe (imdb:8.2) Ben verdim 10. Belgesel nasıl olur iyi bir ders ayrıca. Ve belgeselde oynayan bilim adamları da gerçekten ünlü bilim adamları. Kuantum diyince de gözünüz korkmasın, olasılık dediği şeyi büyütmesin. Kuantum tamamlanmış bir teoridir ve yapılan yorumları da olgunluğa erişmiştir, sıradaki hedef sicim teorisidir.

kuantum kuantum dediğiniz
birkaç foton biraz da elektron
bana graviton gerek graviton

-SON-

BENZER YAZILAR

2 YORUM

  1. Peki belgeselin diğer iddiaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle duygulanımların peptitlerin hareketleriyle açıklanması düşünce örgüm için önemli bir boşluğu doldurmuştu.

    • İlk izlediğimde benim de akılıma yatar gibi olmuştu ancak her inanç sistemi gibi bir mutlak değere temellendirmesi gerekiyordu, bunu da suyun hafızası olayına bağlayarak yapmışlar. Kuantum teorisi hakkında söylediği şeyler ise bir yere kadar doğru ama atom altı değerlerdeki belirsizliğin bizim algımızla kontrol ediliyor kısmı kilit nokta ve deneysel tek değer de su, su da yalan, sonuç olarak anlamsız. Fizikten yalan bilgiyle yardım alan bir metafiziğin güzel bir anatomisi aslında bu belgesel ama niyetleri bu değil tabi. O botokslu tarikat lideri teyzemiz bu işten iyi para kazandığı belli, istersen araştırabilirsin.

Bir Cevap Yazın